6 Haziran 2010 Pazar

A Man Who Was Superman / Syupeomaen-ieotteon sanai


CLARK KENT’İN YOLU BİR GÜN KORE’YE DÜŞER…

Senaryo yazımı hakkındaki kitaplarda ortak bir payda varsa, o da Asyalı yazarların hikaye/senaryo konusunda bariz bir farkının ve orijinalliğinin oluşudur. Neden? sorusu üzerine ayrı bir kitap yazılabilir ama bana tek bir film izletseler sanırım bunu anlardım. O film de bu filmden başkası olmazdı.


Filmin başlığını ciddiye alıp filme başladığımda, film henüz gelişme kısmına gelmeden bende biraz hayal kırıklığı bırakmaya başlamıştı ki, sabrımın karşılığını çok iyi aldım. Film bittiğinde vücudumda hazır ola geçmemiş bir tek tüy bile yoktu açıkçası. Böyle bir hikaye nasıl bir kafadan çıkar, niye çıkar; gerçekten oturup araştırılası ama yazar-yönetmen ismine baktığımızda Jeong Yoon-chul’u gördüğüm anda bir şeyler yerine oturdu. Kendisi, Kore’de yine çok ses getirmiş Marathon’un yazar ve yönetmenidir –ki Marathon ağlatır, süründürür izleyeni. Madeo/Mother’dan sarsıcı diyebilirim hatta. Neyse, konuya geri dönersek, bu film önce hikayesiyle, sonra yönetmenliğiyle, daha sonra görsel zenginliğiyle ve sonda da müzikleriyle tüm duyularınızı harekete geçirecek.

Soo-Jung, bizim Flash TV’ye denk düşen bir TV kanalında program yapımcısı olarak çalışmaktadır. Aslında hedefleri büyüktür ama şartlar şimdilik buna izin vermemektedir. Hele ki aylardır alamadığı maaşını hesaba katarsak, durum oldukça vahimdir aslında. Bir gün güzel bir hikaye yakalamak için kamerasıyla yine sokağa çıkar ama bir hırsıza kamerayı kaptırır. Burada filmimizin “Superman”i devreye girer! “Üstün” insan gücüyle kötü adamlara cezasını verir ve Soo-Jung’un kahramanı olur bir anda. Bu, tam da aradığı hikayedir aslındaSoo’nun. “Superman halkımızın içinde, dünyayı kurtarmaya çalışmaktadır. Bizden biridir o”. Tabii ki ortada ne Superman vardır, ne de başka bir şey. Adamımız biraz kaçıktır sadece ama pırlanta gibi bir kalbi olduğundan şüphe duymayız. Fakirdir, hiçbir şeyi yoktur, sokaklar onundur ama çok da mutludur, sürekli gülmektedir. Ama her şey de umrundadır. Ağaçlarda kalan kediler dahil… Ta ki arkasındaki hikayeyi öğrenene kadar film sizi oldukça eğlendirir ve bir anda tam tersi duygulara kapılıp hüzünlendirir, biraz hisli izleyiciler de göz yaşlarını –her Kore dramasında olduğun gibi- bırakacaktır.

UNDERRATED

Filmin hem Kore’de hem de dünyada biraz hakkettiği ilgiyi görmediğini düşünüyorum. Çünkü ortada, nasıl ki Truman Show’u orijinal kılan şeyler varsa, bu filmde de orijinal kılan pek çok şey var. Oyunculuksa oyunculuğun hasını Superman rolündeki Hwang Jung-Min yapıyor zaten. Resmen iki kimliği de muazzam oynamış diyebiliriz. Teknik açıdan harikalar yaratmıyor ama çok naif bir görsel yönetmenlik söz konusu. Kore sokaklarında ne kadar güzel planlar çekilebilirse, sokağın renkleri, orta şekerli güneşin ışığı ne kadar iyi yansıtılabilirse, hepsi çok iyi ayarlanmış. Müzik olarak da öyle K-pop müzikleri değil, Batı ezgileriyle süslenmiş, iç gıdıklayan tonlar icra edilmiş.

Hayatının Superman’ini bekleyen, “Dünya’yı ancak Superman değiştirebilir”, “Kaçıklık kötüdür”, “Farklı düşünmek anormaldir”, “Sevmek için çok neden gerekir”, “Yardım etmek için yardıma muhtaç olmamak lazım”, “Vermek için önce almak gerek”, “Sadece güçlü olanlar kazanır”... gibi şeyler düşünenlere özellikle öneririm filmi. Fikirlerinizi belki değiştirmez ama aklınıza ufak bir kıvılcım atmayı başaracaktır. Belli mi olur, belki bir gün siz de ellerinizin üstünde amuda kalkıp Dünya’yı itip durduğunuzu hayal edersiniz. 7.5

3 yorum:

Anadolu Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı dedi ki...

Sizi takip ediyorum, çok güzel paylaşımlarınız var. Başarılarınızın devamını diliyorum

Selamlar

kendi modaniz dedi ki...

kadın giyim, elbise, abiye, kıyafet, tunik, tesettür giyim,bayan giyim,etek,elbise,moda,marka,trend,
viskon,vizon,

cilt bakımı dedi ki...

Kore dizilerini de tavsiye ederim Kore sineması sevenlere.